Yeni Anayasadan Daha Mühim Şeyler…

Genel Kuruldaki küfürlü kavgalı oturumlarda AKP-MHP oylarıyla kabul edildikten sonra Meclis Başkanlığında 13 gün bekletilen “partili cumhurbaşkanlığı” paketi, neredeyse bir haftadan beri de Saraya takılıp kalmıştı.

“Paketi incelemem gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa değişiklik teklifini onayladı. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, “Sayın Cumhurbaşkanımız, 6771 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”u, Anayasanın 175 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince halkoyuna sunulmak üzere yayımlanması için Başbakanlığa göndermişlerdir.” denildi. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ise açıklamasında referandumun muhtemelen 16 Nisan’da yapılacağını açıkladı

Paketin Meclisten geçirilmesinde sergilenen aculiyet, yerini, geciktikçe çoğalan ve çeşitlenen spekülasyonlar eşliğinde, tuhaf bir sürece ve ağırdan almaya bıraktı.

Sebep ancak şimdi akla gelen mevsim şartları mı; yoksa AKP’lilerin itirazları üzerine bazı maddelerde yapılan değişikliklere bu defa MHP’den geldiği söylenen muhalefet mi; iktidar cenahının bunca çabasına rağmen istenen düzeye çıkarılamayan “evet”leri yükseltme amaçlı bir “veto” atraksiyonunun hazırlığı mı; el altından HDP ile yapıldığı iddia edilen pazarlıkların sürüyor olması mı?

Her ne olursa olsun, hâlâ ortaya çıkamayan bir paket etrafında şimdiden çok keskin ve hararetli “evet” ve “hayır” kampanyalarının başlatılmış olması, yaşanan sürece ayrı bir garabet katıyor.

“Hayır” ve “evet” kamplarında gözlenen kimi anormal, tuhaf ve çelişkili yaklaşımlar da cabası.

Meselâ iktidarın şeflik dönemi referansları ve “Yaptığımız Atatürk anayasasına dönmektir” söylemleriyle gündeme taşıdığı bir pakete Kemalist-laikçi refleksler ve İzmir marşlarıyla karşı çıkılıyor olması, bu anlamsız tavırların ilk göze çarpanlarından.

“Evet” kampanyası yürüten iktidarın, paketle geleceğini iddia ettiği kazanımları anlatmaktan vazgeçip, “PKK, FETÖ, HDP ‘hayır’ dediği için ‘evet’ diyoruz” söylemine dümen kırması ise, kendi tabanından ve hattâ en sıkı taraftarlarından bile yoğun tepki almasına sebep oluyor.

Sonuçta söz konusu paket, her alanda sıkıntı işaretlerinin giderek arttığı bir ortamda genel siyasî atmosferi iyice bulandırıyor.

İki kampanyayı da beğenmiyorum. Birisi konudan alakasız, safları sıklaştırıyoruz bakış açısı, diğeri dağınık, güçsüz. Sonuç olarak hiçbiri içeriğe pek dokunmadığı gibi, ‘Evet’çiler-‘Hayır’cılar diye bizi iki kampa ayırmaya meraklıların değirmenine su taşıyor. Öyle ki Hayır’lısı olsun bile diyemez olduk. Çünkü o bile siyasi bir anlam kazandı… Üstelik bir taraf slogan olarak kullanırken diğer tarafınsa yasaklı cümlesi konumuna geldi. Peki ne demeli şimdi? Evet mi? Hayır mı?

Eee ne diyelim mühim olan ülkemizin geleceği, milletimizin refah ve mutluluğu, yaşanan terör olaylarının bitmesi, akan şehit kanının durdurulması, Türk Lirasının eski değerinden daha değerli olması, hortumcuların hortumla bağlanması, eğitim seviyesinin artırılması, ayrımcılığın torpilciliğin bitirilmesi, birliğimiz, bütünlüğümüz, kardeşliğimiz vesaire vesire… Bunların olması için evetse evet hayırsa hayır!

“Evet-hayır fark etmez, sağlıklı olsun da!” nasıl?

“O zaman dans!” desek? Bu milletin el ele tutuşmasına vesile olur mu acaba?

Ne diyeyim de şu millet birbirine düşman olmayı bıraksın bilmiyorum.

 

“Siyasiler evetçiler veya hayırcılar diye insanları itam edip kutuplaştırmak yerine özgür düşünce ortamı oluşturmalı ve ne için oy istediklerini daha gerçekçi perspektiflerle anlatmalıdırlar.”

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
1
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.